Bugün, 1 Ocak 2026. Yeni bir yılın, yeni bir
başlangıcın ilk günü… Aslında bugün, sadece bir tarih değişiminin yanında,
iç dünyamızda da bir eşik olabilir. Geçmişle yüzleşmenin, geleceğe yeniden
niyet etmenin, umudu yükseltmenin tam zamanı.
Bugün bembeyaz bir sayfa açalım. Yeni bir başlangıç,
yeni umutlara yeni bir yol olsun…
Geride bıraktığımız 2025 ve önceki yıllar… Kimimiz
için zorluklarla, maddi ve manevi kayıplarla, hayal kırıklıklarıyla doluydu.
Beklemediğimiz insanlarda gördüğümüz yanlışlar çok daha derin yaralar açtı
duygusal olarak.
Kırdık, kırıldık. İncittik, incindik…
Bazen bilerek bazen farkına varmadan… Ailemizle,
dostlarımızla, arkadaşlarımızla aramıza mesafeler koyduk. Fındık kabuğunu
bile dolduramayacak meseleleri büyüttük, meseleleri büyüttükçe de bağlarımızı
küçülttük…
Bazen sebebini bile bilmediğimiz olaylara maruz
kaldık. Bazen yanlışlar yaptık. Yaptığımız yanlışların karşımızdakine
tahribatının farkında bile varmadık. Öyle anlar geldi ki yıllar önce
yaşanmışlıklar ve hatta küllenmiş ateşlerler yeniden yakılmaya çalışıldı.
Unuttuk geçmişte yaşananların geçmişte kalması gerektiğini. Küçük ihmallerin nasıl
derin yaralar açacağını düşünmedik…
En acısı da kendi hatalarımızı karanlıkta mum
ışığında ararken, başkalarının hatalarına projektör tutmaktı. Kendi
yanlışlarımızı görmezden gelirken, karşımızdakinin kusurlarını büyüteçle
büyüttük. İyilikleri küçültürken, hataları abartarak devleştirdik. Sonra da
yalnızlıklara küskünlüklere şaşırdık.
Kırdık, kırıldık. İncittik, incindik…
Bugün 1 Ocak 2026. Bursa karlı bir sabaha uyandı. Kar
nasıl ki her yeri örtüyor, altında kalanları görünmez kılıyor ve doğaya yeni bir
nefes aldırıyorsa; biz de kalbimizdeki kırgınlıkları, pişmanlıklar örterek
geride bırakabiliriz. Geçmişteki yanlışlardan dolayı hem kendimizi hem de bizi
kıranları affedebiliriz. Affetmek unutmak değil, yükten kurtulmaktır.
Kırdığımız insanların gönlünü almak, bizi küçültmez,
aksine büyütür. Bizi kıranları bağışlamak onların haklı olduğu anlamına da
gelmez. Bağışlamak, özgür olduğumuz
anlamı taşır ve yükümüzden kurtarır. Çünkü kırgınlık en çok taşıyanı yorar.
Bugün 1 Ocak 2026. Yeni bir yılın ilk günü. Yeni yıl
yeni bir plan demektir. Ama bu plan sadece iş, para ve kariyerle sınırlı
olmamalı. Bu planda sağlık, aile ve insan ilişkileri de olmalı.
Fiziksel sağlığımız kadar duygusal ve ruhsal
sağlığımıza da planda yer almalı. Fiziksel sağlığımız için beslenme ve
egzersize yer verirken, duygusal sağlığımız için de daha az yargılama, daha
fazla anlamaya gayret etmeliyiz. Önce anlaşılmayı beklemek yerine önce
anlamaya çalışmalıyız.Aynı zamanda geçmişin pişmanlıklarına esir olmadan
onlardan dersler çıkarmalıyız.
Aile ve yakınlarımızda sevgiyi esirgememeli,
ertelememeliyiz. Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı önce en yakınlarımıza
göstermeliyiz. Herkesin bizim gibi bakmak, bizim gibi görmek ve bizim gibi
düşünmek zorunda olmadığını kabul etmeliyiz. Kısacası her insanın ayrı bir
dünya olduğunu kabul etmeliyiz.
Unutmayalım duygusal sağlığımız, insanlarla
kurduğumuz ilişkilerin aynasıdır. Kırık ilişkiler, çoğu zaman iç dünyamızdaki
kırıklıkların dışa yansımasıdır.
Hiçbirimiz sonsuza kadar burada
kalmayacağız.Bu dünyadan giderken yanımızda
götüreceğimiz şey; unvanımız, egomuz, geçici itibarımız değil,
karakterimizdir, merhametimiz, vefamızdır… Bugün ilişkilerimizi onarmazsak,
yarın pişmanlıklarla baş başa kalabiliriz.
Geçmiş hatalardan pişmanlık duymak, ona mahkûm olmak
demek değildir. Bugün geçmişin hatalarından ders alarak, geleceği inşa etme
vaktidir. Hayatımızda asla umutsuzluğa yer olmamalıdır. “Yarına olan
umudumuz bugünkü enerjimizin yakıtıdır.”
Bugün 1 Ocak 2026. Gelin tertemiz bir sayfa açalım.
Kırgınlıkları geride bırakalım. Sevgiyi, merhameti ve anlayışı çoğaltalım.
Kalem bizim elimizde…Sayfa bugün yağan
kar gibi bembeyaz…
Yeniden yazmak, geleceği yeniden
planlamak için bundan daha güzel bir gün var mı?




Yorumlar